UZUN YOL KENARI, BOŞ BİR TARLA, ROMEO VE TARİHTEN BİR KOLAJ
Önce şu: https://youtu.be/zBG-sEGlULs
Troy ve Gabriella şarkılarını bitirdikten sonra dans edenler gülümseyerek yerlerine geçtiler. Hava leziz. Ortamdakiler tarihin en efsane isimleri.
Modigliani mangalın başına geçti.
Karnı burnunda Jeanne de minderin üstüne uzandı. Minderin yanındaki poşetlerde
envai malzeme vardı. Modigliani n’olur n’olmaz Jeanne aşerir diye jelibonundan
maydanozuna, kavunundan çekirdeğine, çubuk krakerinden Adana kebabına kadar ne
varsa alıp gelmişti.
Neşet abi Modigliani’nin bu
çabasını izlerken huzurlu huzurlu içkisiden yudumladı. Gözucuyla da Zahide’ye
baktı. Zahide, Neşet abinin gözünde bir elmas gibi parlıyordu. Boynunu hafif
bükmüş, dudakları hafif aralı gülümserken Da Vinci’ye 2 saattir poz
vermekteydi.
Da Vinci o gün her zamankinden çok
daha fazla enerjikti. Kalemini kağıdın üzerinde gezdirirken ara ara piposundan
bir kaç nefes çekiyordu ama gözlerindeki odak bir saniye bile dağılmıyordu.
Can Ozan Neşet abi’ye hayranlıkla
bakarken gitarını çok hafif tıngırdatıp aklına gelen sözleri yazarken Diego
Velazquez de Shakespeare’le Othello sendromu üzerine hararetli bir tartışma
içindeydi.
Tesla ise bir hafta önce müthiş bir
buluşa imza atmıştı. Bu buluş sayesinde Marie Curie vücudunu saran bütün
radyasyondan kurtulmuştu. Marie, Jeanne’in yanına diz çökmüş meyve soyarken
Einstein’le birlikte radyoaktif enerji üzerine tatlı tatlı sohbet ediyordu.
Mustafa Kemal Paşa ise nargilesini
höpürdetirken bi yandan da Mary Wollstonecraft’la kadın haklarının önemi
üzerine konuşuyordu.
Yanlarındaki muhteşem ağacın
dallarında da Mavili’yle Harika birbirlerine sokulmuş huzurlu bi şekilde
uyumaktaydılar.
Bütün bu isimlerin o gün tek bir
ortak noktası varsa o da şuydu: çok mutluydular ve yüzleri gülümsüyordu.
Modigliani “Evvet yemekler hazır
tabaklar gelsin!” diye bağırdığı anda birinin soluk soluğa kendilerine doğru
koşarak geldiğini gördüler. Gelen her kimse her tarafı kan içindeydi, özellikle
dişleri. Sırıtarak gelirken beyaz renk olması gereken iki dudağının arası
kıpkırmızıydı ama yanaklarının açısına bakılırsa bundan hiç rahatsızmış gibi
durmuyordu. Ancak iyice yaklaştığı zaman anlayabildiler kim olduğunu; Romeo’ydu
bu gelen.
Romeo: Cümleten selamın
aleyküm.
Neşet abi: Hoş geldin
aslanım, gel otur. Ne bu hal?
Romeo: Hoş buldum Neşet
abi.
Jeanne: Romeo! N’oldu
oğlum sana böyle?
Marie Curie: (Apar
topar ayağa kalkar) Gel buraya serseri mayın seni. Gel bi temizleyelim
seni her tarafın kirlenmiş.
Mary Wollstonecraft: Oğlum
ayakkabılarından kan taşıyor Allah aşkına n’oldu böyle?
Romeo: Anlatıcam
ablacım her şeyi anlatıcam.(Bu esnada Marie Curie Romeo'nun yüzünü silmeye
çalışmaktadır.) Ablacım bir saniye bi dur.
Marie Curie: Ay yok
zaten sil sil bitmiyor açık yara bu. Sildikçe yenisi akıyor.
Mustafa Kemal Paşa: (Sakince
nargilesinden bir nefes daha alır.) Anlatmak ister misin?
Romeo: İstemez miyim
paşam? Sizi böyle kanlı canlı görüp de insanın aklındakileri anlatmaması mümkün
mü?
Tesla: E anlat da
bilelim o zaman.
Romeo: Abilerim,
ablalarım; bi kız var. Zamanı durduruyor.
Modigliani: Vaay.
Da Vinci'nin dikkati ilk kez
dağılır.
Da Vinci: Çizebilir
misin?
Sessizlik.
Da Vinci: Çizebilir
misin dedim?
Romeo: Bana mı diyosun
abi?
Da Vinci: Evet.
Romeo: Neyi abi?
Da Vinci: Kızı.
Romeo: Yok abi, beni
bilmiyo musun çizimden ne anlarım ben.
Da Vinci: Yalan
söylüyosun.
Einstein: Katılıyorum,
yalan söylüyor.
Tesla: Yalan
söylediğine tüm icatlarımı basarım.
Neşet abi: Neden yalan
söylüyosun evladım? Bir çoğumuz ölüyüz zaten.
Romeo: Abi...
Jeanne: Ay doğurucam
şimdi Romeo. Söyle ne söyliceksen çatlatma bizi.
Mustafa Kemal Paşa: Hareket
ediyor.
Marie Curie: Ne?
Mustafa Kemal Paşa: Çizdiği
resim.
Romeo: Paşam... Nasıl
anladınız?
Mustafa Kemal Paşa: Burası
senin bilinçaltın oğlum, sen biliyosan ben de biliyorumdur.
Einstein: Ama sadece
bununla bitmiyor. Başka bir şeyler daha var, öyle değil mi?
Da Vinci: Kesinlikle
var.
Tesla: Yoksa bütün
patentlerimi bir kuruşa satarım.
Jeanne: Görebiliyor.
Modigliani: Ne
görebiliyor?
Jeanne: Çizdiği resim.
Onu seyredenleri görebiliyor.
Herkes: Ne?!
Mustafa Kemal Paşa: Emin
misin?
Romeo: Eminim paşam.
Neşet abi: Farkındaysanız
hala resmi çıkarmadı ama.
Tesla: Sanırım konunun
nereye geldiğini hepimiz anladık.
Romeo: Bi su alabilir
miyim ben?
Mary Wollstonecraft: Su
mu? Sen ve su içmek ha?
Romeo: Doğru şekilde
içmeyi öğrendim. Lıkır lıkır içerken mesela nefes alıp veriyoruz ya, o zaman
verdiğimiz havayı tekrar içiyoruz. Doğru içersen sadece su içmiş oluyosun,
öylesi daha faydalı.
Shakespeare: Yanmış bu
çocuk belli.
Velazquez: Ben
Nedimeler'i çizerken ne hissettiysem aynı hissiyatı Romeo'dan alıyorum şu an.
Romeo: Size resmi
gösterip, resme de sizi göstermek isterim abi. Ama gönlümden geçen ne biliyo
musunuz? Resmi değil, kendisini buraya getirmek istiyorum.
Jeanne: Neden peki?
Keyfimiz yerinde oğlum bizim değer mi riske atmaya?
Can Ozan: Buldum!
"Ve bir kadın gelir, değiştirir seni. Alıştığın o sert, kararlı şeklini.
Yüz binlerce yıldır böyledir gider; suyun kumsala vurması gibi." Oldu
oldu, tutar bu şarkı. Oh be saatlerdir söz düşünüyorum. Aa, hoş geldin Romeo. Sana çok ilginç bi bilgi vereyim mi? Cam kumdan yapılır. O yüzden cam kırıkları insana negatif gibi görünebilir ama kırılma seviyesi doğru yüksekliğe ulaştığında cam tekrar kuma dönüşebilir. O kum da suyla birleşirse al sana sahil. Sahilde yıldızlara bakması güzeldir. Su içmekten bahsettin ya, aklıma geldi paylaşayım dedim.
Romeo: Ben gidiyorum, onu da buraya getiricem ahali. Bu güzellik onun da hakkı. Saat kaç?
Einstein: İnsan durdurmak istediği zamana aittir. Sen kaç olsun istersin?
Romeo: Abi dalga geçme Allah aşkına.
Shakespeare: Tam olarak 04.42
Romeo: Anam, 17 dakikam kalmış. Ben kaçıyorum abiler ablalar. En kısa zamanda tekrar gelicem inşallah.
Romeo koşarak uzaklaşmaya başlar. Yaralarından kan akmaya devam etmektedir.
Mustafa Kemal Paşa: Bu çocuk sağlam kanıyor yalnız. Yetişir inşallah. Bu sevgi bu çocuğa yakışmış ama, sevdim. Neşet bey, keyifler yerindeyse çal bir şeyler de yemeğe geçelim yavaştan.
Neşet abi: (Zahide'ye ince bir bakış attıktan sonra) Çalarım tabii paşam.
Romeo'nun kırmızı silüeti ufukta kaybolurken Neşet abi şarkıya girer.
https://www.youtube.com/watch?v=DPs77WQ10Wg
https://www.youtube.com/watch?v=DPs77WQ10Wg
04.03.2020, Denizli
A.



Yorumlar
Yorum Gönder