GÖÇ - UYUM VE İHTİMALLER



Suyun altı, ama baya bi altı, gece ve gündüz fark etmeksizin karanlık.

Haliyle orada yaşayanların duyuları da bu karanlığın dezavantajlarına uyum sağlayacak şekilde gelişmiş durumda; fakat benim duyularım aynı halde değil. Bu; savunmasız olduğum anlamına gelir.

Savunmasızlığa uyum sağlayabilecek bir duyu var mı?

Bu ve buna benzer bir sürü soruyla aklımı meşgul etmeye çalışarak fiziksel yorgunluğumu unutabiliyorum. Bu; fiziksel yorgunluğa uyum sağlayabilecek bir duyu gelişimi örneği olabilir mesela.

İnsan soru sorarak nelere uyum sağlayabilir?

Kendimize sormaya korktuğumuz sorular suyun altında gece ve gündüz fark etmeksizin sürekli var olan karanlık gibi. Onlara ulaşmak için gözlerimizden daha fazlasına ihtiyacımız var.

Tuzlu su, artık tuzlu gelmiyor bana. Bir şeye maruz kalma süresi belirli bir sınırı aştıktan sonra “normal” kavramı yerini terk edebiliyor. O boş koltuğa da neye maruz kaldıysak o gelip yerleşiyor ve artık “yeni normal” o oluyor.

“Normalde böyle değilim aslında...” diye devam eden cümlelerin sıklaştığı çevrelerde hayaller kelimelere indirgendiği için daha güçlü kelimelerle karşılaşıldığında paramparça olabiliyor.

Üşenmeden milyarlarca kulaç atmaya girişmemdeki temel sebep kelimelerimden daha güçlü ve yıkıcı kelimelerle karşılaşmamış olmam olabilir. Elbette daha güçlü kelimelerle karşılaştığım da oldu, ama onlar yıkıcı değillerdi.

Ara ara kafamı kaldırıp ilerlediğim yöne her bakışımda göçün varış noktasını görebilme umuduyla adrenalin pompalıyorum. Yağmurun, fırtınanın ve karanlığın sebep olduğu korku artık sıkıcılaştığı için onu hissetmeme kararı aldım.

Korkunun hayatta kalma iç güdülerinin temelini attığı söylenir. Bu temelden sıkılmam hayatta kalma iç güdümün yok olduğu anlamına gelmez. Alın size “yeni normal”lerden bir örnek daha.

Şu ana kadar kafamı her kaldırdığımda uzun ve sonsuz bir su birikintisi ve karanlık haricinde başka bir şey göremedim. Her göremediğimde ihtimaller dengesi biraz daha şansta yana kayıyor.

Milyarlarca kulaç atıp ihtimaller dengesini şansa bırakmak akıl kârı mı? Bunu tartışmak sizin sistemsel işiniz. Ve işinizde çok iyi olduğunuzu biliyorum.

Siz işinizi yapadurun, gözleriniz görebildiği hakkında ağzınıza kelimeler iletsin.

Kollarım kulaç atamayacak hale gelmeden önce göç bitmiş olacak diye hesapladım. Fakat bitmeme ihtimali de var.

Bu ihtimalle karşılaşırsam, rüzgar beni taşır mı?

https://www.youtube.com/watch?v=kKNRLREJD7E

30.03.2020, Denizli
A.

Yorumlar

Popüler Yayınlar