ÖĞRETİ - BAYKUŞ'UN SORUSU


Yorumlar üzerine temellendirilmiş bir yaşam formu üzerindeyiz.

Araçlar ve amaçlar arasındaki anlam sınırları kaybolmuş halde. Araçlar amaçların yerini almaya başladı ve amaçların hangi cehenneme kaybolduğunu merak eden kimse yok.

En azından bu paralelde vaziyet bu.

Amaçlar, eylemlerin kendileridir. Ya da diğer bir deyişle, bir eylemin kendisi o eylemin amacıdır.

Örneklendirelim:

Yürümenin yegane amacı yürümektir. "Yürümenin bize iyi gelmesi, bizi yorması ya da nefes aldığımızı hissettirdiğini düşünmemiz" bizim insan aklımızla yaptığımız yorumlardan ibarettir.

Yürümenin amacı yürümektir.

Bu yorumlama konsepti tamamen bizim duygusal yapımızla alakalı. Ve duygusal yapılarımız bizim bildiğimizden çok daha fazla karmaşık.

Mesela ölümün amacı ölmektir. Ölüme verdiğimiz tepkilerse  bizim yorumlarımızdır. Üzülebiliriz, ağlayabiliriz, yas tutabiliriz ya da Camus gibi yabancılaşabiliriz.

Bu yorumlamalar ölümün kendisi üzerinde en ufak bir değişikliğe sebep olamaz.

Ölüm olur, amaç gerçekleşir.

Karmaşık duygusal yapılarımız işleri bu basitlikten aldı ve bir seviye ileri taşıdı.

Ve kuantumla tanıştık.

Bize göre başlangıç ve sonun tek kotası olan zaman, kuantıma göre yalnızca bir konsept ve o da tıpkı ölüm gibi kendini gerçekleştiriyor. Ve ölüm kendini nasıl türlü türlü biçimlerle kendini gerçekleştiriyorsa zaman da kendini o şekilde yapıyor; farklı şekillere bürünüyor.

İşte bu farklı şekillere de "paralel" deniyor.

Biraz daha netleşelim:

Şu anda benim bu yazıyı paylaşmam ve bunu okuyan siz bu paralele göre şekillenmiş haldeyiz. Her harften sonra bu yazıyı okumayı bırakabilir ya da okumaya devam edebilirsiniz. Okumaya devam ettiğiniz senaryo farklı bir paralelken okumayı bıraktığınız senaryolar da nerede bıraktığınıza göre şekillenen farklı paraleller. Size bu yazıyı okurken hiç beklemediğiniz bir kişiden mesaj gelmesi bir paralelken gelmemesi de farklı bir paralel.

İşin beyin yakıcı, umut verici ve bir o kadar da kahredici kısmı şu: biz bu paralellerden herhangi birini gerçekten yaşayıp o paraleli gerçekleştirene kadar hepsi gerçek. Her paralel gerçekleştiği anda bizi diğerler paralellerden uzak bir hapse atıyor ve o paraleller bizim aracılığımızla gerçekleşemiyor.

Peki, ya tüm paralellerin tamamını görebileceğimiz bir dış göze sahip olsaydık? Her birini merakımız doyana kadar didik didik edip izleyebilseydik?

Bir paralelde ciğerimi söndürmüş bir aşkı sonuna kadar yaşayıp hayata mutlu bi şekilde veda ederken başka bir paralelde aldatıldığımı, başka bir paralelde bir trafik kazası sonucu hayatımı kaybettiğimi, başka bir paralelde de dünya barışını sağlayabilen bir süper kahraman olduğumu ya da başka başka paralellerde hayalini kurduğum her şeyi görür müydüm acaba?

Geceleri başımı yastığa koyduğumda aklımdan geçen güzel şeyler, beni ayakta tutan, aldığım nefese şükrettiren şeyler farklı paralellerde yaşamakta olduğum gerçeklikler olabilir mi?

Bu teorik sorular içinde boğulmak üzereyken Baykuş'la karşılaştım. Bana şu soruyu sordu:

"Bütün paralelleri görebilen bir dış göze sahip olsaydın, şu anda içinde bulunduğun paralelde yaşadığın seni daha güzel bir paralele götürmek için ona hangi tavsiyeleri verirdin?"

Bu soru benim için mükemmel bir öğreti oldu.
06.02.2020, Denizli
A.

Yorumlar

Popüler Yayınlar