39 DERECEDE ROMANTİZM VE UTANÇ SORUNU
İki yalnızın oluşturduğu kalabalık bir şeyleri değiştirmeye teşebbüs etti. Bunu gören efendiler telaşlandı. Başladılar işkence etmeye.
İşkenceler o kadar çirkindi ki; zaman varlığından utandı. Ama yine de var olmaya devam etti. Utanmasının kendi vicdanını doyurması haricinde değişen hiçbir şey olmadı. Efendiler işkence etmeye devam etti, iki yalnızın oluşturduğu kalabalık da teşebbüslerine.
Gerçeklik kimsenin yüzüne bakamayacağı siyah bir çamura dönüştü. Bu da utanç yüzünden oldu. Utanç hayır evlerinden dağıtılan bedava ekmek gibi herkesin alıp cebine koyduğu bir şeye dönüştü. Olanlardan dolayı sadece utanılındı. Fakat bu bir şeyleri değiştirdi mi?
Hayır.
Utanıyorum, utanıyosunuz, utanıyorlar, utanıyoruz. Sadece bu.
“Verdiğim sözleri tutmadığım için utanıyorum” cümlesi günümüzün abra kadabrası haline geldi. Bu sihirle en çok da kendimizi kandırdık.
Piçler aşkı kundakladı, pencerelerin altından kahkahalarla geçildi, iki yalnızın oluşturduğu kalabalık işkence görmeye devam etti. Efendiler de işkence etmeye.
Ta ki iki yalnızlardan biri grip olana dek. Gripten sonra yolunda gitmesi gerekenler yolunda gitti, yolunda gitmemekte olanlarsa ara sokaklarda Matrix’in dışına çıktı.
İki yalnızın oluşturduğu kalabalık devam eden işkenceye rağmen yüzlerini efendilere çevirip gülümsediler.
18.02.2020, Denizli
A.



Yorumlar
Yorum Gönder