KÜL SENFONİSİ




Yüzlerce meşaleyle aydınlatılmış geniş bir caddededen gelen kutlama sesleri neredeyse komşu şehirlerden duyulacak yükseklikteydi. Komşu şehirlerden birinin belediye başkanı “Neymiş bu tantana” diye merak etti ve iki kişiyi helikopterle gidip bakmaları için görevlendirdi. 

Helikopter şehrin üzerine geldiğinde görevlilerin ağzı açık kaldı. Önce gözlerinden emin olmak için gözlerini ovuşturdular, sonra acaba sorun kendilerinde mi diye birbirlerine baktılar. Helikopterle şehrin dört bir yanını gezdiler ama nafile, gözlemledikleri durumda değişen hiçbir şey yoktu. 

Görevli kendi şehrinin belediye başkanına rapor vermek için elleri titreyerek telefonunu çıkardı ve numarayı tuşladı. 

Belediye başkanı masasında oturmuş bardağına koyduğu buzlu içkiyi yudumlarken korktuğunun başına gelmemesi için gökyüzünü izleyerek dua etmekteydi. Sadece korktuğu zamanlarda içten dua ettiği için kendini suçlu hissettiği anlardan birindeydi. Neden güzel şeyler olduğunda da dua etmiyordu ki?  Telefonu çaldığında kalp atışları hızlandı. Eğer korktuğu şey olmuş olsaydı bu kadar çabuk aramazlardı diye düşündü. İçini hafif bir rahatlama kapladı. Derin bir nefes aldı ve telefonu açtı.

Arayanın doğru kelimeleri bulmaya çalışarak konuştuğu çok belliydi. Sesinin titrememesi için fazla çaba gösteriyordu.

-"B... Başkanım." (Boğazını temizledi.)
+"Dinliyorum." (Derin bir nefes daha aldı.)
-"Başkanım... Şey..." (Tekrar boğazını temizledi) "Efendim özür dilerim ama bunu nasıl açıklayacağımı bilmiyorum."
+"Sakin ol. Sadece gördüğün şeyi söyle."
-"Evet efendim...Şey..."
+"Gevelemeyi bırak da söyle artık!" (Kendine hakim olmakta zorlanmaktadır.)
-"Efendim hiç kimse yok."
+"Ne?"
-"Efendim inanılmaz bir coşku, inanılmaz bir gürültü var. İnsanların bağırması, alkışları ve ıslıklarını duyabiliyoruz. Ama görüş alanımızda kimse yok."
+"E seslerin geldiği yere gitseniz ya o zaman."
-"Efendim sesler burada, tam altımızda şu an. Kızılötesi tarama da yaptık. Ses dalgaları tam bulunduğumuz yerden geliyor. Ama burası bomboş."
(Başkan sessiz kalır.)
-"Efendim? Orada mısınız?"
+"Buradayım." (Dalgındır.)
-"Bir emriniz var mı?"
+"Bekle."
-"Emredersiniz."

Başkan açık ahizeyi masaya koydu. Penceresinin önüne gitti. Çocuğun söylediklerini aklına getirmeye çalıştı:

Yakacağım bu şehri. Binaları, ağaçları, hatta toprağı bile. Ateşten bir göz olup gözlerine bakacağım. Ve hiç kimse korkmayacak. Hepsi o gün şıkır şıkır giyinecek. Davullar ve zurnalarla şiirler okuyup şarkılar söyleyeceğiz. Yanmaya başladığımız an gürültümüz Jüpiter'den bile duyulacak ve Jüpiter mutluluktan dans edecek. Jüpiter dans ettiği için Güneş Sistemi'nin dengesi bozulacak ama Güneş buna aldırmayacak. Büyük patlamadan önce Güneş'in son sözleri şu olacak: "Sokayım sisteme." 

Başkan telefonu tekrar eline aldı.
+"Orada mısınız?"
-"Evet efendim."
+"Duman ya da sis var mı?"
-"Evet efendim, şehrin girişinden itibaren yoğun bir sis dalgası var. Ancak biz yukarıdan kızılötesi taraması yaptığımız için bizim için herhangi bir sorun teşkil etmiyor."
+"İçine girebilir misiniz?
-"Anlayamadım efendim."
+"Sisin içine girebilir misiniz?"
-"Evet efendim."

Helikopter sisin içine doğru alçalır. Sisin altına geldiklerine inanılmaz bir ışık pilotun gözünü alır. Görevliler gördüklerine bir kez daha inanamazlar.

+"Efendim..."
-"Söyle."
+"Efendim... Burası yanıyor. Yani yangın var ama..."
-"Ama ne?"
+"Efendim insanlar... Hatta canlılar..." (Yutkunur, boğazını temizler.) "Efendim ağaçlar... Hepsi ateşe doğru yürüyorlar."
-"Ne demek yürüyorlar? Ağaçlar..."
+"Efendim böldüğüm için özür diliyorum. Kulağa nasıl geldiğinin farkındayım ancak size yemin ederim ki ağaçlar yürüyorlar. Taşlar bile herhangi bir eğim olmamasına rağmen ateşe doğru yuvarlanıyorlar."
-"Anlıyorum. Tamam, siz geri gelebilirsiniz."

Görevlilerden ses gelmez.

-"Orada mısınız?
+"Efendim..."
-"Evet?"
+"Ben daha önce hiç bu kadar güzel bir şey görmedim."
-"Size geri gelebilirsiniz dedim, göreviniz bitti."

Görevlilerden ses gelmez.

-"Onay bekliyorum!"
+"Efendim... Çok güzel."

Telefon bağlantısı kesilir.

Pilot ve diğer görevli birbirlerine bakarlar. İkisi de anlamışlardır. İkisinin de gözlerinden mutluluk gözyaşları akmaya başlar. Pilot helikopteri ateşe doğru sürer.

Başkan telefona birkaç kez daha bağırdıktan sonra ahizeyi masaya vurarak parçalar.

22.02.2020, Denizli
A.

Yorumlar

Popüler Yayınlar