RENK PALETİ BÖLÜM 9: GRİ
Genelde bir sabah kalktığımda bana günaydın diyen bu değişim çılgınlığı, vardiya değişimine karar verdi sanırım. Ve bir gece uykuya teslim olmadan önce kapımdan sessizce içeri girdi. Yani elinden geldiğince sessizdi desem daha doğru olur. Mekanizma gereği kulaklar geceleri daha hassas olduğu için mecburen duydum. Mecburen diyorum çünkü böyle sürprizlerden hoşnut olduğum bir gerçek.
Çılgınlık, beni yeterince şaşırtamadığı ve dolayısıyla hoşnut edemediğini düşündüğü için tadımın kaçtığını, hatta ona kızabileceğimi bile düşündü ama yatağımın başucuna geldiğinde tadımın gayet yerinde olduğunu ve ona hiç kızmadığımı gördü. Çılgınlık buna şaşırdı. Onu ben şaşırttım. Tarihe çılgınlığını şaşırtabilen bir birey olarak geçeceğim. Egom keyif sigarasını yaktı bile.
Şaşıran çılgınlık şaşırtılmanın tadını alınca hoşnut oldu. Hoşnut bir çılgınlık perdeler kapalıysa ve bilinç yeterince açıksa büyüleyici hikayeler anlatabilir. Perdelerimi kapattım ve can kulağıyla dinlemeye başladım.
Öylece duran bir adamın gözlerinden alıntılanmış, hareketin temelleri üzerine konferans tadında bir hikaye anlattı. Bir şeylerin beni büyülediğinin farkına yavaş yavaş varmaya başlayabiliyordum ancak hikaye öylesine sıkıcı ve didaktikti ki, beni neyin büyülediğine olan merakım hikayeye olan odağımı dağıttı. Hikayeye dair öylece duran bir adamdan başka bir şey hatırlayamıyorum. Fakat bugün bile o geceyi düşündüğümde kesinlikle büyülenmiş hissettiğime eminim. İnsan hatırlayamayacak kadar dikkat etmediği bir şey tarafından büyülenebilir mi? Yeterince akıllı olanlar belki de büyünün etkisinin unutturmak olduğunu iddia edebilir. Yeterince akıllılara teşekkür ederim.
Yeterinden daha akıllılarla konuşmaya ihtiyacım var. Çılgınlık mesela yeterinden daha akıllı bir şeye benziyordu ama hikayesi hiç de beklediğim gibi büyüleyici değildi. Bembeyaz bir hikaye bekliyordum tüm siyahlık içine, ki azıcık ışık girsin perdeleri kapanmış odaya. Hali hazırda hoşnuttu da. Bilincim de yeterince açıktı. Hikaye bu kadar sıkıcı olmasına rağmen beni ne büyüledi? Beni bu kadar sorgulamaya ancak yeterinden daha akıllı bir sohbet itmiş olabilir, en azından bu noktadan eminim.
Düşünmem lazım. Gözümü kapatıp o geceyi gözümde canlandırmam, zihnimdeki merak yüzünden dağılmış odağımı bastırıp gözümün kaydettiği görüntülere ulaşmalıyım. Mekanizma gereği gözüm görüntüleri kaydetti, bunu hepimiz biliyoruz. Gözümü kapattığımda bilincime hücum eden şeyler çok bulanık. Renk korteksinde netlik ifade eden bilinçsel düşünceler beyaz, netlik ifade etmeyenler ise siyahtır. Benimkinde böyledir yani. Beyaz aydınlığı ve göz önünde olmayı ifade ederken siyah karanlığı ve görülmemeyi ifade eder çünkü. Bende böyle en azından. Göz önünde olmak ve görülmemek birbirine savaş açtığından beri bu dünyaya giren bir birey ikisinden birini tercih etmek zorundadır. Göz önünde olan biri siyahı, görülmemeyi tercih eden biri ise beyazı tercih edemez. Karşılıklı olarak nefret barındırırlar.
Ya gri? Beyazı korkutmayacak kadar koyu, siyahı kaçırmayacak kadar da açıktır. Griyi tercih etsem? Birleştirsem göz önünde olanla karanlıkta saklananı? Gri sürdüm biraz çekinerek. Neler olacağından biraz korkarak biraz da merak ederek. İşte o zaman canlandı o gece yaşananlar. Çılgınlığın anlattığı kelimelerden ziyade anlatırkenki hal ve tavırları. Anlattığı şey ne kadar sıkıcı ve didaktikse, anlatım şekli de bir o kadar absürd ve ilgi çekiciydi. Ne anlattığı değil, nasıl anlattığıydı beni büyüleyen. Kelimeler hala kulağımda canlanmıyor ama hareket şekli yüksek çözünürlükte gözümün önünde. Odamdaki bütün eşyalara vurması, duvarları yumruklaması ve tüm elektronik eşyalarımı paramparça etmesi. Ve bütün bunları yaparken benim meraklı ve büyülenmiş halde hiçbir tepki vermeden onu izlemem. Çılgınlık beni griyle tanıştırdı, ancak ben bunu bugün fark edebildim. Bunu bugün fark etmem beni şaşırttı, şaşırdığıma da hoşnut oldum.
Çılgınlığını şaşırtabilen bir birey hoşnut olduğunda perdeler kapalıysa ve bilinç yeterince açıksa büyüleyici hikayeler anlatabilir.
Sıra bende.
29.08.2021, Denizli
A.



Yorumlar
Yorum Gönder