Başka Bir Şey, Bölüm 1/3: Taş

 




“Savrulurken raconun kırmızı pelerini o zarif öfkeye, zaman ki sana hasta olmuş, incelikli haytasın, nüks ederken raksına mahallenin maşallahı, eyvallahı, güzelleş be oğlum şimdilik ölümüne kadar hayattasın. Şimdilik, ölümüne kadar hayattasın.” 
- Ağır Roman (1997, Mustafa Altıoklar)


Bi gün birini kaçırıp kafasına çuval geçirip uzak ve ıssız bir yere götürüp bi güzel dövmüşler. Nasıl dövmüşler ama böyle sopa, yumruk, tekme falan hepsi karışık kaset. Durduk yere olmuş bu.

Dayak yiyenin canı o kadar acımış ki öfkeye ulaşamamış bile. Beni dövenleri bulucam diyememiş. İntikam güdememiş. Neden demiş. Sadece nedenini öğrenmek istemiş. Bu merak onu yediği dayaktan da beter etmiş. Öldürmeyen kanama durur. Öldürmeyen yara iyileşir. Yaşama ya da ölüme giden yolda hissedilenler kişiden kişiye farklılık gösterir de sonucun somut belirliliği hep aynıdır.

Ama o merak yok mu o merak. Hele ki neden diye sorma merakı. Dayanılan acıya 2 kat daha dayandırır adamı. Bizim dayak yiyene deseler ki seni bu şekilde 3 kere daha dövmemize izin verirsen sana neden dayak attığımızı söyleriz, oynaya oynaya dayak yer. Öyle de bir şey işte bu merak.

Sonra bi gün yolda yürürken üç kişi tutmuşlar bunu. Gel demişler seninle konuşcaz biraz. N'oluyo ya demeye kalmadan almışlar bunu oturtmuşlar bi kum birikintisinin üstüne. Çatır çutur anlatmışlar onu neden dövdüklerini. Seni şöyle dövdük çünkü bu yüzden, seni böyle dövdük çünkü bu yüzden demişler. Bi anda kalkıp gitmişler. Bizimkini yolda yürür tutan o "beni neden dövdüler bi gün mutlaka öğrenicem" motivasyonunu alıp gitmişler. Neden yürüyeceğini bilemez halde kum birikintisinin üstünde öylece kalakalmış.

Dayağı yedi, nedenini öğrendi, kızsa kızamıyor, merak edecek bir şey de kalmadı. N'apacak şimdi? Başka bir şeyler olmak zorunda hissiyatını silkeleyememiş bir türlü. Duygusal dürtülere göre mi hareket etmeli yoksa üç kişinin tutup onu getirdiği yerden hayatına devam mı etmeli diye uzun uzun düşünmüş. Düşün düşün de bir yere varamamış, kapasitesi bir noktaya kadar izin vermiş. Kapasitesine sinirlenecek gibi olmuş ama vazgeçmiş. Sinirlense n'olcak ki? Kapasite öyle kızılınca kendini geliştiren bir mekanizma değil sonuçta.

Karşı tarafa geçmeyi düşünmüş. Dayak yiyen değil de, bir sebep çerçevesinde sürpriz bir dayak atan ve bir süre sonra da o dayağın sebebini açıklayarak başka bir insanı kendi haline düşürmeyi denemek istemiş. Kendi haline düşen başka bir insan gördüğünde hissettiği yalnızlığı paylaşabileceğini hesaplamış. Tam bu hesaptan mutlu olacakken, onu döven kişilerin de bu tercihi yapmış olabileceğini düşünmüş. Döngüyü fark etmiş.

Şehrin devlerine veda etme fikri orda yerleşmiş aklına. Minik ve dikkatli bakılmayınca görünmeyen sokaklar yer etmiş zihninde.

Dört tane taş bulmuş çadırı uçmasın diye, her biri bir amaç için; başka biri değil, başka bir şey olmak için.

https://youtu.be/XuALZTRkvW4

07.08.2021, Gaziantep

A.


Yorumlar

Popüler Yayınlar