RENK PALETİ BÖLÜM 2: MOR
(DIŞ/GECE/ 04.59, karakterimiz artık orada olmayan bir koltukta tek başına rakı içip artık orada olmayan birisiyle sohbet etmektedir.)
"-Hanımefendi size ilginç bir şeyden bahsetmek istiyorum. Ama bu bahsedeceğim konuya girmeden önce ise genel olarak kullanılan bir terimi müsaadenizle söylemek isterim.
Biliyorsunuz ki hayatta herkes zor dönemlerden geçebilir. Bu zor dönemlerden geçme esnasında ise psikolojik olarak zor süreçler deneyimlenebilir. Bu zor süreçlere ise psikolojik bunalım ismini koymuşlar.
Ben de bunalımın psikolojiği varsa, fizyolojiği de var mı diye merak ettim. Ne dersiniz? Var mıdır sizce? Bahsedeceğim ilginç konu bu sorunun cevabıyla ilgili. Merak etmeyin sizden cevap beklemiyorum, ben kendi sorularıma cevap veririm. Siz iyi dinleyin, yeter.
Şimdi biliyorsunuz ki ben çok iyi bir planlayıcıyım. Yani en azından siz de ben de bu şekilde düşünüyorduk, değil mi? Ama en son planım öyle bir tutmadı ki; dillere destan desem yeridir. Bir plan bu kadar güzel tutmamazlık yapar. Aman Allah'ım ne güzel tutmadı o plan diye baktım kaldım hanımefendi.
Bakın şu an sanırım fizyolojik bunalımın varlığını kanıtlayabileceğim bir evreden geçiyorum. An itibariyle dört saattir sol dirseğim bunalımda sanırım. Ne kadar gönlünü almaya çalışsam da yok, düzelmiyor.
İnsanın dirseği bunalıma girer mi? Giriyormuş.
Ne yapmalıyım hanımefendi akıl verebilir misiniz? Bu sorunu çözmem gerek çünkü sol dirseğim benim için çok önemlidir. Sağ elimle yazdığım bu satırların gücünü sol dirseğime dayanarak alırım. Dayanağım bunalıma girerse ne yaparım ben?
Her neyse, plana dönelim. Benim planlarımın en güzelleri ses renkleri üzerinedir. Siz de biliyorsunuz ki sesinizin rengini duyduğumdan beri size aşığım. Ama tekrar tekrar söylediğim üzere öyle "Sevgilim canım aman gel benim ol da seni alayım" aşkı değil bu. Sizin beyninizi tanıyorum ben; kaşınızın üstünde yeni bir kırışıklık olsa o kırışıklığın hikayesini bilirim.
Ve evet, ben renkleri duyuyorum. Bunu daha önce konuşmuştuk. Yoksa unuttunuz mu? Hayır unutmadığınızı biliyorum. Kaçmak şu an sizin için bir seçenek değil. Utanmayın lütfen.
Ya da bir kez daha düşündüm de, sanırım utansanız daha iyi şu an.
Neyse.
Benim sizinle ilgili planlarımın temelinde o kadar güzel renkler duyuyordum ki, bu planın tutmamış olduğuna inanması hala güç.
Bu renklerin sizde olmaması, ve bu renklerden yoksunluğunu o naif şekilde kapatmanız, binamın temelleriydi.
Yoksa bana, yalan mı söylüyordunuz?
Siz mor musunuz hanımefendi?
Hayır hanımefendi hayır, kaçmıyorum. Yüzleşiyorum.
Size "Yol" dan bahsettiğimi hatırlarsınız. O yol gerçekti.
Ben mor değilim."
(Karakterimiz sigarasından bir nefes daha alır. Artık orada olmayan bir rakı bardağından artık orada olmayan rakısını fondipler.)
23.12.2020, Denizli
A.



Yorumlar
Yorum Gönder