İTALYA'DA BİR SAMURAY



Öncelikle aranızda yazılarımı okuyan analitik beyinler için (ki olduğunu umuyorum) şunu belirtmek isterim ki bu yazı bir yalnızlık imdadı değil. Yani "Bir samurayım ama İtalya'dayım, İtalya'da samurayın ne işi var, burada herkes makarnacı, beni anlayan kimse yok"  yazısı değil. Uzun süredir insan türünün anlama yeteneğini kaybetmiş olduğu zaten apaçık ortada. Anlaşılmamaktan şikayet eden, bu konuda yardım isteyen herhangi bir insan da ona ilgi gösterilmesinden başka herhangi bir şey istemiyordur. Şu an bu insanlıktan gelecek ilgi isteyeceğim en son şey bile değil.

Öte yandan günümüzde ilgi dediğimiz şey doğru kelimeleri doğru bir tavır ve ses tonuyla sıralamaktan başka bir şey de değil zaten. Kelimelerle yarattığımız yapay gerçekliğimizi görmek isteyen analitik beyinler için (ki olduğunu umuyorum) "Çevre temizliği konferansındaki baş konuşmacının konferans bitiminde içtiği sigara izmaritini yere atması" ya da "Kadın cinayetlerine lanet okuyan bir erkeğin tweet attıktan sonra kız arkadaşına o eteği giyersen seni gebertirim mesajını atması" örnekleri yetip de artacaktır bile.

Kendim de dahil olmak üzere hiçbir mensubuna saygı duymadığım insanoğlunun bana olan ilgisinden saklanmak için geldiğim İtalya'da, baba yadigarı kılıcımla birlikte saklandığım bir yeraltı kanalı var. Sadece siyah gondolla ulaşılan bu kanalda ilginin de ötesine ulaşmaya, bana olan inancın peşimi bırakmasına çabalıyorum. İnanç kavramı altında sıralanan günümüz değerlerine saygı duymuyorum. Sevgi beslemiyorum. Bu değerleri düzeltecek herhangi bir eylemde bulunmak yerine kelime cambazlığı yaptığım için kendime de inanmayı reddediyorum.

İlgisizlik ve inançsızlıktan dolayı yıkacak olduğum bu kendim dediğim şeyi tahtalı köye yolladıktan sonra ortada bir şeyler var olmaya devam ederse belki kılıcımı bile kullanabilirim. Kim bilir?

30.07.2020, Denizli
A.

Yorumlar

Popüler Yayınlar