ENAYİ MİMAR



Dizlerinin üstüne çökmüş bekliyor. Hükümdarın verdiği bin kırbaçlık ceza sayma özürlü askerler yüzünden uzadıkça uzayalı epey zaman geçti. Cezayı yiyen kendisi olduğu için sayının tam olarak kaç olduğunun bir tek o farkında ancak ona neden inansınlar ki? Onlara göre bin olsaydı ceza biterdi, bitmediyse demek ki bin olmamış demektir.

Elinde bir tebeşir var. Tebeşirin nereden geldiğini kimse bilmiyor. Bu bilinmezlik merak yerine korku yaratıyor. Toplumsal radyasyonun sonuçlarından biri olarak karşısına çıkan korkuyu tebeşir kullanan biri olarak idrak edemiyor. Ama merak duygusuna aşina.

Korkunun da merakın da ana taslaklarını çizen mimar cezayı izlemek için her gün aynı saatlerde gelir, ıhlamur söyleyip taburesine oturur. İçtiği bardak ve ıhlamuru yapan kişi aynı olmasına rağmen her günün yudum sayısı kendisine hastır. Gerçi "bir bardak ıhlamur en fazla kaç farklı yudum sayısında içilir, o kadar da fazla çeşitlilik olamaz" diye düşünebilirsiniz ama.. Neyse bunun amasını anlatmaya kalksam yazının tadı kaçar. Kimseye mimarlık eğitimi verecek değilim burda.

Özünde her şey farklıdır. İyi bir mimar bir çay bardağı ıhlamuru bir milyar yudumda içebilir. Hiç yudum almayabilir de. Nasılından korkmayan merak edebilir, sonuçta özgür iradeniz sözde de olsa var.

Cebindeki taslaktan merak çizintileri fışkıran mimar gözünü tebeşirden almadan yudumlar ıhlamurunu. Tebeşir fotoğraf paradoksundadır. Hiçbir şekilde hareket ettiği gözlemlenmemekle birlikte yerde gittikçe artan çizim şemaları nasıl sorusunun varlık nedeninin koru haline geliyor.

Mimarın o günkü ıhlamurundan aldığı beşinci yudumla birlikte bin kırbaçlık ceza bitiyor. Mimarın saydığına göre çoktan bitmiş olmalıydı. Mimar onun da bitmiş olması gerektiğini düşündüğünü biliyor. Sabırla sürdürülmekte olan bu aptalca gösteriye neden maruz kaldığını sorgulamak bir yana, herhangi bir tepki vermeden beklemesi mimarın cebinden fışkıran merak çizintilerinin yüzde doksan sekizini oluşturuyor.

Mimar artık hazır. Çizintileri birleştirip taslağı somut olarak gözlemleyebilir.

Kağıtları masaya güzelce yerleştirdikten sonra elini cebine götürdüğünde hayatında ilk defa hissettiği duyguyla irkiliyor; şüphe.

Her zaman cebinde üç farklı tebeşir taşıyan mimar, elini cebine attığında iki tane buluyor. Cezayı bitiren askerlerse yerdeki çizimden gözünü alamamaktalar, bir nevi hipnoz gibi...

https://www.youtube.com/watch?v=vgoJW-G4KrQ

02.07.2020, Denizli
A.

Yorumlar

Popüler Yayınlar