TAKAS



Aynaya bakma ihtiyacı anahtarların en büyükleri arasında zincirdeki yerini alalı yüzlerce yıl geçmiş. Elbette bir çilingir günü geldiğinde bu anahtarı kopyalayıp kara borsada satmaya başlayacaktı. Haftalardır süre gelen öfkemin altında yatan motivasyon kaynağının o çilingir olduğunu düşünmüştüm ama içimde emin olmamamı söyleyen sesi her zamanki gibi dinlemeye karar verdiğim için doğal olarak tepkisizliğimi sürdürdüm.

Bu sabah kalktığımda içimdeki sesin haklılığının verdiği bir huzurla birlikte öfkemin kaynağını keşfetmenin dehşetinden yapılmış bir günaydın çorbasına daldırdığım günün ilk kaşığını. Kaşık daldırmak da önemli bir anahtardır; kaşığını neye daldırırsan sitoplazmanı onunla süslersin. Allah’a şükür sitoplazmam şıkır şıkır.

Öfkemin kaynağı kara borsa müşterileri. Aynaya bakma ihtiyacı mutfağa girip kendi yemeğini yapmakla aynı frekansta bir elektromanyetizma. Kendi mutfağında kendi yemeğini yapmaya cesareti ve disiplini olan bir birey sitoplazmasını doğru süslerle süslemek için kaşığını daldıracağı yemeği seçebilir. Bunlara sahip olmayan bir bireyin kaşığı şans menüsüne dalar. Bahtına ne çıkarsa sitoplazması ona göre şekillenir.

Aynaya bakma ihtiyacını bahta bırakmış olan kara borsa müşterilerinin sitoplazmaları midemi bulandırıyor. Şans güzeldir, şans iyidir ama bu bireyi tembelliğe sürüklüyorsa aynanın yin tarafı yang tarafına daha baskın olur.

Ağzımda sabah içtiğim çorbanın tadı, aklımda yukarıda saydığım öfke atomları, ayaklarımda da kimsenin beğenmediği bir çift terlikle durdum uzun zamandır bulunduğu caddeden bile geçmediğim binanın kapısının önünde. Kapılar aralandı hemen, bekleniyorum.

İçeri girer girmez özenle hazırlanmış simulakranın o yapay atmosferi bütün derimi sardı. Birazcık, böyle ucundan bilinçsiz olsam burayı ömrümün geri kalanını geçirmek isteyecek kadar çok sevebilirdim. Ağzımı kapattım, şaşkın bakışlarımı topladım ve kararlı adımlarla hedefime doğru ilerliyorum. Hedefim ofisinin kapısını açmış gülümseyerek beni bekliyor.

-Uzun zaman oldu. N'aber?
+(Cevap vermiyorum)
-Sinirlenmen gereken kişi ben değilim. Gerçi bunu söylememe gerek yok. Buraya kadar zahmet ettiğine göre bunu anlamış olmalısın.
+(Yumruklarımı sıkıyorum)
-Tamam tamam çatmıyorum.
+Bu odada saklıyor olman ironik doğrusu.
-Sen de ayağıma kadar getirmişsin.
+Doğru.
-(Kasasının şifresini girer ve içinden bir zarf alır)
+(Elimi şortumun cebine atıp bir nesne çıkarıyorum. Bunu yaparken ilk defa gülümsüyorum.)
-Ama bu...
+Ya bu şekilde, ya da hiç.
-Benim için sorun yok.
+Benim için de.
-Sadece takası bu şekilde yaparsak merdivenlerden inemeyeceğini hatırlatmak isterim.
+Biliyorum.
-(Şefkatle karışık bir gülümseme ifadesiyle) Aslında..
+Başka bir şey yok. Hazırsan hazırım.
-Bi kahve ikram etseydim.
+(Cevap vermiyorum)
-Peki. (Elini uzatır.)
+(Gerginliğim ve nabzım tavan yapıyor. Elimi uzatıyorum.)

Ben zarfı, o da nesneyi aldığı anda elimi tuttuğu eliyle beni ofisin penceresine doğru fırlatıyor. Kırılan cam parçalarının sesiyle birlikte simulakranın o yapay müthişliği yok olurken kulağıma şehrin trafik uğultusu doluyor. Vücudum beynimin kontrolü dışında otomatik reflekslerle çırpınıyor, hissettiğim şey korku. Elimde tuttuğum zarfı zar zor açmayı başarabiliyorum. İçinden çıkan şeye baktığım anda aklım bütün tanımlamaları formüller halinde sıralamaya başlıyor ve nörotik ateşleme sırasını takip edebilecek kadar adrenalin salgılıyorum. Zemine çarptığımda sırtımdan gelen çatlama sesleri ve ardından gelen bütün biyolojik ateşlemeler bir slow-motion halinde formüllenirken acının aslında ne kadar komplike bir yapısı olduğunu gözlemleyip duygusal kortekse bir kez daha hayran oluyorum.

Ayaklarım ve ellerim beni yavaşça yerden kaldırırken trafik uğultuları yerini korna gürültülerine bırakmış. İnsanlar hayretler içerisinde bir şeyi izliyorlar. İzledikleri şey benim. Kalkıp yürümeye devam ediyorum, hayretler içerisinde bana bakan insanların elektromanyetik alanlarının güvenli kalkanları içerisinde. Aynanın yin tarafı benliklerinin parçaları olmuş bu insanlar, yarım saat önce öfkemin temel motivasyonuydular.

https://www.youtube.com/watch?v=lAu3z_L0GmE

20.04.2020, Denizli
A.

Yorumlar

Popüler Yayınlar