BAŞKA BİR ŞEY, BÖLÜM 2.5/3: TATLI BİR SABAH

 "Biz sükutu başımıza tac ettik,
yarin gönlü hoş olsun."



Islak bir şeyden; ıslanmaktan korkmayan, hatta ıslandığında göz alıcı şekilde parlayan bir şeyden bahsetmek isterim. Kelimelerim suskundur, dinlemek isteyen kulağını kullanmasın.

Ben normalde hep geç ve panik kalkarım. Nedeni nedir bilmem, çok kurcalamadım da. Her neyse, kontrolüm dışında sakin uyandırıldığım bir sabahta, tatlı, beni daha önceden dikkatle dinlemiş bir sabahta karar verdim içimdekileri somut bir şekle dönüştürmeye. Daha doğrusu içimdekiler somut bir şekle bürünmeye karar verdi. Kendi kendilerine yaptılar bunu. Bu "Şekil" kelimesi aklımı uzun bir süre kurcaladı durdu. Bir şey, herhangi bir şey, nasıl bir "şekle" bürünür? Onu çeşitli yönlerden baskılayarak mı? Ya da merkezine basınç uygulayıp genişlemesini sağlayarak mı? Baskı ve basınç olmadan şekil mümkün mü?

Bakın ben bir şeylere şekil verme konusunda oldukça iyiyimdir. Tam oranında, ne gerektiğinden az ne gerektiğinden fazla, olması gerektiği kadar baskı ve basıncı ister çeşitli yönlerden ister tam merkezden uygulamasını iyi bilirim. Bunun için de aklımı kullanırım. Ama bu somut şekle bürünmeye çalıştığını iddia ettiğim şeyler akıl sınırlarımın dışında. Beynimin bedenimde sinirlerle sinyaller yollayamadığı reflekssel noktalarda çalışan bir şey. Özellikle parmak uçlarımda ve boynumda, bir keresinde de dudaklarımda. Kontrolüm dışında sakin uyandırıldığım bir sabahta, tatlı, beni daha önceden dikkatle dinlemiş bir sabahta emin oldum konunun çok aklımla alakası olmadığına, başka bir şeyle karşı karşıya olduğuma. 

Ne kadar kelime yazarsam yazayım yeterli olmayacak gibi hissettiren, ama neye benzediğini anlatmam konusunda da ısrarcı olan bir şey bu. Bir kaç farklı şeye tam olarak olmasa da benzetebilirim diye düşünüyorum. 

Mesela sahnedesin. Yüzlerce kişi yaptığın şakaya gülüyor ve alkışlıyor, seninse aklından tek geçen kulise koşup ekip arkadaşlarına sarılarak bunu kutlamak. Kulise adımını atıyorsun ve sen daha davranamadan boynuna bir çift kol dolanıyor. Bu öyle "Mutluluk" ya da "Huzur" gibi tek kelimeye sığdırılabilecek bir şey değil. Ne olduğunu şu kelime diye söyleyemiyorum işte. Doğal, planlanamaz, hazır olunamaz. Sadece sarılınabilir bir şey. 

Ya da efsanevi Ga'hoole Ağacı'na giden yolda yakalandığın fırtınadan seni kurtaran muhafızlara kurduğun ilk cümlenin "Biz beş kişiyiz" olması gibi bir şey. Aşırı duygusal ve kahramancıl ama buz gibi soğukkanlı. 

Sabah klasik müzik ve meditasyon eşliğinde başladığın günün akşamında Şebnem Ferah - Sigara Tekno Remix dinlettirecek kadar hızlı mod değiştirici. Neyden bahsettiğini hatırlayamacak kadar karmaşık ama takibi çok kolay. Elitizm içindeki mahalle arabeski gibi.

Bir kaşifin keşfi uğruna keyif verici bir çok bölgeyi es geçip alanı taradığı berbat bir gecenin ardından zirveye çıkıp baktığı her noktayı adı gibi bilmesinin hissettirdiği ödül gibi bir şey. 

Islak bir şey. Islanmaktan korkmayan, hatta ıslandığında göz alıcı şekilde parlayan bir şey. Bütün doğru kelimeleri elinde toplayan, ama seni sessizliğe teslim eden bir şey. Ciddiyet çemberinin tam ortasında bir kelimesiyle seni kahkahalara boğan bir şey. 

Şöyle bir şey, böyle bir şey gibi üç yüz sayfa daha yazabilirim. Ama ne öyle bir şey, ne de böyle bir şey. Başka bir şey.

https://youtu.be/q07RanslaGM


11.09.2021, Denizli

A.



Yorumlar

Popüler Yayınlar