ZEHİR
Konu dönüyor, dolaşıyor, bulabileceği en akla mantığa yatan yöntemleri arıyor ve sonunda neyi isteyip neyi istemediğine göre şekilleniyor. Bu açıdan bakıldığında, ki bu artık tek açı, isteği manipüle edebilen herkes çamura şekil verebilir. Panzehrini içinde barındıran zehirli bilgi bu. Başkasına uygularsan ya da başkası sana uygularsa zehir; ancak ve ancak birey kendisine uygularsa da panzehirdir.
Nüfus popülasyonlarına, alışveriş alışkanlıklarına, eğitime, inanışlara ve boş zaman değerlendirmelere bakıldığı zaman çok yaygın bir zehir tespiti yapılabilir. Kişi, kendisindeki zehri ancak boyun eğerek fark edebilir. Bu süreç zordur. Gerçekten zordur. Zorluğu somutlaştırmak gerekirse, önceden eroin bağımlısı olmuş, kurtulmuş bir bireyin bunun zararını bile bile bir kez daha eroin alıp ertesi günkü yoksunluk tepkimelerine karşı koymaya çalışması gibidir denilebilir. Kişinin kendi fizyolojisine iyilik adına karşı koymaya çalışması iradenin Rocky’sidir. Ağzı burnu kırılır, kanlar içinde kalır. Ama pes etmezse kazanır. Sadece kazandığı zaman onu milyonlarca insan alkışlamaz. Aradaki tek fark budur.
Makineyi tanımak lazım. Nasıl nefes alır, neden nefes alır, nasıl yürür, nasıl kolunu sallar; korkunca neden mide ekşir, mutluyken neden adrenalin salgılar? 21. yüzyılda olduğumuz için cesurca “programlamak” kelimesini kullanabildiğime göre, neye programlanmıştır bu makine? Hayatta kalmak cevabı ölümle karşı karşıya gelindiğinde verilen tepkilerden baz alınarak veriliyorsa bence yetersizdir. Çünkü her saniye ölümle karşı karşıya kalınmaz. Evet ölüm her saniye gerçekleşebilir ama bu her saniye gözlemlenebilir bir durum değildir. Trafikte kayan arabayı anlık reflekslerle toparlamak bir hayatta kalma refleksidir doğru, ancak köprüde oturup sigara içen bir adamda nasıl bir refleks gözlemlenebilir ki?
Öte yandan askerlerin ya da aşırı sert eğitimden geçen bireylerin diğer bireylere göre daha üstün hayat becerilerine sahip olmaları hayatta kalma refleksine bağlanabilir tabii. Bu refleksin güç kapasitesi çok yüksek olduğu için uzun süre bu frekansta yaşayan insanlar için beceriler ve hareketler daha üstün hale gelebilir. Bunu da kabul ediyorum. Lucky One filmi de bu tezimi destekliyor isteyen izleyebilir.
Bütün bunlara hiçbir itirazım olmamakla birlikte her zaman olduğu gibi bir katman daha aşağı kazmak istiyorum. Üstün hayat becerilerine sahip olmak için asker olmak ya da aşırı sert bir eğitimden geçmek, ya da hayatta kalma refleksini yüksek tutmak için herhangi bir dış etkene bağımlı olmak zorunda mıyız? Birey kendiliğinden, bir sabah kalkıp, bunun üzerinde çalışamaz mı? İsteyip istemediği sorulsa büyük çoğunluk isteyeceğini söyler ama bu sözler yalandır. Çünkü çamurları zehirlenmiş, isteği farklı etkenler tarafından belirlenmiştir.
Peki isteğin yerini dolduracak başka hiçbir kavram yok mudur? Geriye tek çıkış bu kalıyor çünkü. Kelime taramasıyla başlayan bu sorunun bulabildiğim tek cevabı ihtiyaç. İhtiyaç, isteğin yerini doldurursa belki denklem değişebilir. İsteğe çok yakın olmasından dolayı ihtiyaç da zehirlenebilir tabii ama makineyi doğru tanıyan ihtiyacı zehirlemez. Hayat bazen istediğini değil, ihtiyacın olanı verir diyen kişiyi daha iyi anlıyorum. Orada ne bulacağımı az çok tahmin edebilmeye başladım ama gözlerimle görüp somutlaştırmaya ihtiyacım var mesela.
Geliyorum Antep.
24.07.2021, Denizli
A.



Yorumlar
Yorum Gönder