RENK PALETİ BÖLÜM 4: PEMBE



Biraz sizin dünyanızdan bahsedelim. 

Siz, sizin dünyanızda komutanınıza gösteremediğiniz direnci evde annenize gösterebilirsiniz. Ne demek şimdi bu? Hemen açıklıyorum. Diyelim ki sabah 06.30’da kalkacaksınız. Komutanınızın size bir kez kalk demesi yeterli; anında kalkarsınız. Annenizinse sizi en az on defa daha kaldırmaya teşebbüs etmesi gerekir. Hatta olur da on birinci teşebbüs gerekirse, bir de annenize “beş dakika daha!” diye azar çekip vurup kafayı yatarsınız. İşte böyle bir yer dünyanız, sizin dünyanız. Annenizi komutanınızdan daha çok seversiniz ama komutanınızdan korkunuz annenize olan korkunuzdan daha büyüktür. Korkuya anında evet cevabı veren, sevgiyeyse azar çeken sizler; ilmek ilmek dokudunuz bu dünyayı, sizin dünyanızı.

Şimdi bana “hayır, komutanıma saygı duyuyorum, korktuğum için değil!” diyenler  çıkacak oralardan bir yerlerden. Onlara da bir cevabım var elbette. Yapmadığınız takdirde cezalandırılacağınızı bildiğiniz her şeye karşı hissettiğiniz şeyin adı daima korkudur. Saygı çarşafına giydirilmiş korku bütün uykularımı bulandırır ve ben uykularımın bulanmasını hiç sevmem. Ama neyse, konu ben değilim. Konu dünyanız; korkunun sevgiden daha güçlü olduğu sizin dünyanız.

Başka bir örnek daha vermem gerekirse, mesela patronunuza onu küçük düşürecek bir şakayı hiçbir zaman yapmazsınız. Patronunuz aptalca bir şaka yaparsa ona şakanın aptalca olduğunu söylemezsiniz. Hatta bu da yetmezmiş gibi o aptalca şakaya gülersiniz. Ve o aptalca şaka size bir bakımdan komik bile gelebilir. Fakat en yakın dostunuza bunların tam zıttı davranışları bir saniye bile tereddüt etmeden yaparsınız. Onu küçük düşürecek şaka yaparsınız. Şakasını aptalca bulursanız ona hiç çekinmeden aptal dersiniz. Daha da beteri gerçekten komik bir şaka yapsa bile ona sadece gülmek yerine hayretle bakarsınız. Ve bütün bunları samimiyet olarak görürsünüz. Yani bütün düzgün davranışlarınızı patronunuza, bütün düzgün olmayan davranışlarınızı yakın dostunuza sergilersiniz. Bunun için de kafanızı yastığa koyduğunuzda patronunuza karşı yapmacık, yakın dostunuza karşı kendiniz gibi olduğunuzu söyleyerek vicdanınızı uyuşturursunuz. 

Düzgünlüğün yapmacıklık, kabalığın samimiyet olduğu dünyanızda, güç saygıdan daha büyük. Burada, sizin dünyanızda.

Dünyanız pembe bir iksirle şekilleniyor, dil adı verilen bir iksirle. Kimse dikkat etmiyor onu nasıl ve nerede, özellikle de neden içtiğine. Burada, sizin dünyanızda, pembe iksirine aktarıyor herkes içindeki tüm malzemeleri harflere dönüştürerek. Kabalığın ve kırıcılığın samimiyet olduğu iddiasına bakılırsa, tüm iksirlerinizin zehirli olduğunu varsaymak ve kulaklarımı bu zehirden korumaya çalışmak hayatta kalma iç güdümün verdiği yaşamsal bir refleks sanırım. Bu refleksle yaptım dün deneylerimi hepinizin üzerinde. Bir refleks sebep oldu gözlerinizi kamaştıran ve içinizi hınçla dolduran o duygu girdabına. Hamlet’in babasının kulak zehirlenmesi örneğini veren Shakespeare’in beş yüzyıl önce çözdüğü bu konuyu otuzdan önce anlamış olmanın heyecanı ve aynı zamanda gelen dinginliğiyle bir iksir hazırlayacağım ben de, tam ağzınıza layık.

Kendi iksirimi kendim içip korkunun ve gücün efendisi olacağım. 

Gerçi nereye oluyorum? Hangi iksiri içersem içeyim, ben buradan, sizin dünyanızdan değilim ki. 

Sizin dünyanız benim için bir Reichenbach. Ve her Reichenbach bir düşüş, bir de geri geliş gerektirir.

Tüm gerekenler gerçeğe dönüşürse, pembe iksirleriniz ne işe yarayacak? 

https://youtu.be/9yrJ9P30Xqw


25.01.2021, Denizli

A.

Yorumlar

Popüler Yayınlar