REÇELLİ REÇETE


Bu yazıyı yazıp yazmamak üzerine ne kadar uzun süre düşündüğümü bilmiyorum. Fakat yazmamın ne kadar sürdüğünü biliyorum; sekiz dakika. Böylelikle Anadolu coğrafyasının genetiklerinden bir tanesini daha gururla taşıyorum diyebilirim: "Bir şeyi yapıp yapmamak üzerine neredeyse bir ömür düşündükten sonra tadını bile alamayacak kadar kısa süre içerisinde onu yapmak."

Bunu bu kadar derin düşünmeye de gerek yok aslında. Apaçık ortada olan şeyleri neden derin düşünürüm ki ben? Bu aralar sabah akşam bu soru üzerine derin derin düşünüyorum. Neden derin düşünüyorum diye derin derin düşünüyorum, çiviyi çiviyle sökmeye çalışmak da bu sanırım.

Sevdiğim, saygı duyduğum, hatta önünde hiç çekinmeden şapkamı çıkarıp eğilebileceğim bir zat-ı muhterem "Yıllar vardır içinde gün olmayan, günler vardır içinde yıllar barındıran" demişti ben önünde eğilmiş vaziyette beklerken. Cümlenin devamını da getirir diye baya bekledim ama belim uyuşmaya başladığı için kalkmaya karar verdiğimde onun çoktan gitmiş olduğunu fark etmiştim. Ne zamandır boşluğa doğru eğilmiş vaziyette bekliyorum acaba diye de derin derin düşünmedim dersem derin bir yalan söylemiş olurum sanırım. 

Böyle şeylere gerek yok. 

Ne zamandır boşluğa doğru eğilmiş vaziyette bekliyorum acaba diye derin derin düşündüm. Doğruya doğru.

Bu derin derin düşünmelerin nedenini derin derin düşünürken olumlu yanlarını keşfetmemek de mümkün değil tabii. Kopyalanabilen, öğretilebilen ya da taklidi yapılabilen bir şey değil mesela. Bu insana kendini çok eşsiz hissettiriyor. "Eşsizlik güzel midir, insanı yalnız hissettirmez mi, gereksizce bir kibirle doluyosun; bunlar hep negatif değil mi" gibi soruları o eşsiz yargılarınıza bırakıyorum. Olumlu yanlardan devam ediyorum. 

Makyajla dış görünüşü, tekerleme çalışarak güzel konuşmayı, sürekli yazı yazan birini okuyarak güzel yazı yazmayı, rol yapmayı, ekrana çıkmayı ve para kazanmayı kopyalayabiliriz, öğrenebiliriz, taklit edebiliriz. Ama derin düşünmeyi öğrenemeyiz, kopyalayamayız, taklit edemeyiz. 

"E sen nasıl derin düşünebiliyosun o zaman vahiy mi geldi birader" diyenler; ağzınızı yerim sizin. Helal size. 

Bu soruya cevabım yok. Olmasını da istemem. Bu sorunun cevabından korkuyorum. Derin düşünmenin olumlu yanlarından bir tanesi de korktuğunuz şeylerden korktuğunuzu kabul etmenizi sağlaması. Mesela ben neden derin düşünebiliyorum sorusunun cevabından korkuyorum ve kaçıyorum. 

Tertemiz. 

Böyle derinlik üzerine çok derin düşününce kendimi bi kahraman gibi hayal ediyorum. Yalan yok. "Harbiden bi kahramanım ben" diyorum. Bi g*tüm kalkıyor böyle üzerimdeki ölü  toprağı dağılıyor falan. 

Sonra o kahramanlığı alıp o kalkmış g*tüme tıkıştırıp yürüyüş yapmaya çıkıyorum. Kaybettiği her şeye teşekkür eden bir insanın teşekkür edeceği başka bir kayıptan öteye gidemeyen vasıfsızlıkta bir kahraman mı olur anasını satayım? 

Olmaz  tabii. 

N'apalım, olmazsa olmasın. 

https://www.youtube.com/watch?v=QV5u4GA8uMI&ab_channel=CanKazaz

22.11.2020, Denizli

A.


Yorumlar

Popüler Yayınlar