BELKİ BELLA

Kendimce doğruluğuna inandığım kavramlar var.
Mesela “gerçek müzik” diye bir kavrama inanıyorum ve bana göre “gerçek müzik” kriterlerine uymayan her şarkıyı acımasızca eleştiriyorum. Ya da “gerçek kitap”; bana göre “gerçek kitap” olmayan her kitap yerden yere vurulmalıdır.
Bir nevi kültür ırkçılığı yapıyorum diyebilirim.
Hele “gerçek film” yok mu, “gerçek film” olmayan her filmin bütçesine harcanan tek bir kuruşu zarar ziyan sayıyorum.
Bütün bu gerçek zırvalığının beynimin zavallı eğitiminden kaynaklandığını anlamamın yüzüme vurduğu tokadın izlerini dikkatli bakarsanız görebilirsiniz.
Bütün bu gerçek zırvalığının beynimin zavallı eğitiminden kaynaklandığını anladığım için ne kadar da zeki olduğumu düşünmemse yürüyüşüme yansıyor. Öyle ya, insan kendi beynindeki bir hatayı kendi kendine keşfederse kibir çorbasından bir kaşık içmez mi? İçer. Çorbanın dibini ekmekle sıyırır bile.
Kendi aklının artı ve eksi uçlarını sınırlarına kadar gezmeye çalışan biri olarak bu kadar felsefik aksiyon bir süre sonra ilgi çekiciliğini yitirmeye başlıyor. “İlgi”, hayatta kalma içgüdüsünün temel taşı.
İnsan ilgi duymayı azaltırsa tembelleşir.
Tembellik nefes almaya kadar işlerse ölüm gerçekleşir. Bana göre ölüm nefes almaya üşenmektir.
Üşenmek sabah kalkmalarıma kadar işlemiş vaziyetteyken bütün bu üşenme zırvalığının beynimin zavallı eğitiminden kaynaklandığını anlayışım zifiri karanlıkta bir mum ışığı gibi.
Sonuçta hala nefes alıyorum.
Belki de beynimi bu zavallı eğitilmişlikten kurtarmak için “gerçek” sıfatı eklediğim şeyleri terkedip işkence ettiğim kültürden özür dilemeliyim.
Belki o zaman “bella” olurum. :)
https://www.youtube.com/watch?v=B7utOTVKb0E
28.08.2020, Denizli
A.


Yorumlar
Yorum Gönder