UÇUCU ÇOCUĞUN ATEŞ ÇEMBERİ




Birkaç kelime ile kalbini kırabilir, nabzını yükseltebilir ya da gününü karartabilirim. Bu bilgideki tehlikenin kaç kişi farkında acaba diye uzun uzun aradım durdum.

Oturdum, üşenmedim, yazdım. Sayfalarca yazdım. Baktım okunmuyor; aldım karşıma anlattım. Olmadı. Kulaklar beni dinlemek istemedi. Ne zaman Stanley Kubrick desem gözler devrildi, Jacques Fresco'dan bahsettim bakışlar baygınlaştı, Jonathan Swift bari el insaf dedim en sonunda, konu ışık hızıyla değiştirildi.

Bütün bunlar beni yalnızlaştırdı.

Gelin biraz bu yalnızlaşma sürecinden bahsedeyim, okumak isterseniz devam edin tabii. İstemezseniz günümüzdeki diğer her şey gibi bu da iki parmağınızın ucunda; sağ üstteki çarpı simgesine basın ve kapatın.

Sürecimiz hikayesel boyutta incelenecek olursa, bir çölde geçiyor. Çölleri bilirsiniz, gündüzleri aşırı sıcak, geceleri aşırı soğuktur. Çöllerde yaşanmaz o yüzden. En azından siz yaşamazsınız.

Ben yaşadım. "Neden" derseniz hedefime giden yol haritada çölden geçiyordu, o yüzden. "Ne biçim hedef seçmişsin kendine, çölden geçen yol içermeyen bi hedef bulamadın mı" diye sorarsanız anlarım ve cevap veririm:

Yoktu.

Olsaydı ne işim var çölde benim?

Çölde yaşarken bir çok şey kaybettim. Başka bir çok şey de kazandım. Kaybettiklerimi bir kenara bırakalım kazandıklarımdan bahsedelim isterim. Çünkü kaybettiklerime ağlamak için yazmıyorum bu yazıyı, gelecekte siz neden ağlayacaksınız onu anlamanız için yazıyorum.

"Ne, ağlayacak mıyız?" dediğinizi duyar gibiyim. E ateşe dayanıklıysanız ağlamazsınız tabii, orası başka.

Neyse, ne diyordum; kazandıklarım. Birincisi kum ritüeli diye bir şey öğrendim. Evet, çöldeki kumların ritüelleri var. İnsan olarak çamurdan yaratıldığımız, topraktan geldiğimiz söylenir. Bu sebeple kumların ritüellerini kendime uygulayabilir miyim diye merak ettim.

Uygulayabildim. Çölleri bilirsiniz, gündüzleri aşırı sıcak, geceleri aşırı soğuktur. Bu şartlarda sürekli yaşayan kumlar yaşamak için hangi ritüelleri uyguluyorlarsa ben de onları uyguladım. Ve ben de o şartlarda yaşadım.

Önce bedenim değişti. Yürüyüşüm, kaşımın, gözümün şekli, kulaklarımın bile şekli değişti; tabii bakmayı bilen gözler için. Ellerim, tırnaklarım, dirseklerim, ayak bileklerim ve burnum; özellikle burnum çok değişti.

Değişim acı verir, bilenleriniz vardır illaki. Alışkın olduklarımızın kayboluşu, alışkın olmadıklarımızın hayatımıza girişidir çünkü. Bu acıya kum ritüelleri sayesinde katlandım. Bu ritüeller hayatıma o kadar empoze oldu ki, attığım her adım, aldığım ve verdiğim her nefes, gözümü her kırpışım, beslenmek için ağzıma aldığım her lokma, içtiğim her damla su, sakalımın her bir teli, çalabildiğim tüm müzik aletleri, dinlediğim her nota, kalktığım her sabah ve yatmadığm her bir gece, üzerine adım attığım her bir kaldırım taşı; hepsi bu ritüellerin bir parçası haline geldi.

Böyle olunca n'oluyor biliyor musunuz? Bilmiyorsunuz tabii, nerden bileceksiniz?

Hemen söylüyorum; etrafınız ateşten bir çemberle çevreleniyor. Ve bu çember yeri geliyor çölün gündüz sıcağıyla, yeri geliyor çölün gece soğuğuyla yakıyor. İçeri girmeye çalışana göre.

Öldürmüyor ama; sadece yakıyor. Tüm hataları, tüm aptallıkları, tüm gözyaşlarını. Bir saniye tereddüt etmeden yakıyor.

Sanırım standart insanları üzüntüden perişan edecek şeyleri deneyimlediğim zaman gram kederlenmememin sebebi şimdi daha nettir. Çember işi otomatik olarak hallediyor zaten.

Şu saatten bu çemberi ancak Mandy Harvey söndürebilir.

Nedensellik ilkesine göre benim bu çemberle çevrili olma durumumun da bir sebebi olması gerek, öyle değil mi? Bu sebep her neyse, bana yakınlaşacak olan insanların da yanmalarının bir sebebi var. Yanmayı göze alanlar bir adım içeri atarken çemberin dışındakiler direkt kül vaziyetteler artık.

Nasıl?

Kelimelerle dans eden bir adamın bachatasını okudunuz az önce.

Bütün süreç bu şekilde işte.

Bu dansın üstüne bi şarkıyla dansı sonlandırıyorum:

https://www.youtube.com/watch?v=3jNlIGDRkvQ

                                                                                                                                         A.







Yorumlar

Popüler Yayınlar