RENK PALETİ BÖLÜM 6: KAHVERENGİ
Bir sabah biri bir şeylere üşendi. Ne olduysa da ondan sonra oldu. Nedensellik motivasyonuyla çıktığım bu kazıda kahverenginin beni ulaştırdığı final noktası şimdilik burası.
Bu olayın öncesinde her sabah uyandıktan sonra yataklarını ve odalarını toplayan insanlar yaşardı. Düzenliliğin neden gerekli olduğu üzerine herhangi bir sorgulama uygulamaksızın yaşayan bu insanlar, etraflarını sargılayan ancak tam olarak çözemedikleri o güzel enerji akımlarını seviyorlardı.
Neden sevmesinlerdi ki?
Ancak bir sabah biri kalktığında yatağını ve odasını toplamadı. Nedeni net olarak bilinmiyor, sadece yapmadı işte. Akşam odasına geldiğinde odasından yine aynı şekilde faydalanabildiğini ve yatağında da yine aynı şekilde yatabildiğini gözlemledi. Etrafını sargılayan ancak tam olarak çözemediği o güzel enerji akımının yokluğu hayatında çok da hissedilmedi. Yaşam akışı aynı şekilde devam etti.
Boyutumuzu kapsayan kötülüğün sürdürülebilirliği ve iyiliğin sürekli kendini hatırlatmak zorunda olması kanunu burada kendini bir kez daha gösterdi. Bir kişi yatağını düzeltmeyi bıraktı diye yüzlerce kişi onu takip etti. Etraflarını sargılayan ancak tam olarak çözemedikleri o güzel enerji akımlarını farkında bile olmadan terk ettiler. Gördüklerine ve duyduklarına çok fazla inandılar. İnançlarını bilgi olarak kabul ettiler ve bu böyle devam etti.
Zamanın dervişleri az önce bahsi geçen kanuna odaklandılar. İyiliği de kötülük kadar sürdürülebilir yapmayı hedeflediler. Yazıya kısa bir süre ara verip etrafınıza bakarsanız çok da başarılı olmadıklarını gözlemleyebilirsiniz diye düşünüyorum. Denediler, yıprandılar, başarısız oldular. Bu bir eleştiri değil elbette, saygı çerçevesinde bir gözlem. Bu kadar ulu bir konudaki başarısızlık bu kadar ulu olmayan başarılardan daha değerli benim için.
Bu arada kanun konusunda kafası karışanlar için küçük örneklerle açıklamak isterim. Konu temelde çok basit aslında. Mesela hastalık kötü, sağlıklı olmak iyidir. Yüz bin kişilik bir toplumda bir kişi hasta olursa o toplumun geri kalanları da hasta olur. Kötülük sürer. Fakat hasta olan bir toplumda bir kişi sağlıklı oldu diye herkes sağlıklı olmaya başlamaz.
Başka bir örnek. Güzel anlaşmak iyidir, sevgi iyidir. Küfretmek, kavga etmek, küsmek kötüdür. Bir insan bir kere küfür duyduğu zaman uzun süre, hatta bazen bir ömür küs kalabilir. Kötülük sürer. Ancak bir insan bir kere sevildiğini duyduğunda ömür boyu sevildiğini düşünmez. Bunu doğru aralıklarla duymazsa düşüncesini değiştirir. İyilik kendisini hatırlatmak zorundadır.
Her sabah yataklarını düzelten insanların etraflarını sargılayan ancak tam olarak çözemedikleri o güzel akımlarının kökeni de bu kanun işte. Her sabah bir eylemle iyi bir şey hatırlıyorlardı. Biri üşendi, kötülük sürdü.
Çevre kirliliğinin, geçimsizliğin, cahilliğin, bencilliğin ve Pandora’nın kutusundaki diğer her şeyin kökeni buraya dayanıyor: üşengeçlik.
Bütün bunları uzaktan avuçlarını birbirine sürterek izleyen kötülük, son olarak kendine “Kolaylık” adında bir kumaş dikti.
Ve herkes onu giymek istiyor.
Peki şimdi ben bu kadar kahverengiyi n’apıcam?
30.03.2021, Denizli
A.

Yorumlar
Yorum Gönder